Ayçiçeği Tohumluk ve Çeşit Seçimi -Ekim

2.6. Tohumluk ve Çeşit Seçimi

1960’lı yıllara kadar ülkemizde Romanya ve Bulgaristandan getirilen ayçiçeği çeşitleri ekilirken, 1962 yılında Orabanşın görülmesiyle birlikte bu çeşitler yerini Rus çeşitlerine (Vinimik 1646) bırakmıştır. Bugün ülkemizin bazı bölgelerinde bu çeşitler halen ekilmektedir. 1980’li yıllardan sonra ülkemize hibrit ayçiçeği çeşitleri getirilmiştir. Bu çeşitlerin; kısa boylu, yüksek verimli ve orabanşa dayanıklı olmaları nedeniyle üretimleri hızla artmış ve son yıllarda tamamen hibrid çeşitler ekilir hale gelmiştir.
Bölgemizde üretimleri yapılan ayçiçeği çeşitleri; Edirne-87, Turkuaz, Alhaja, C.207, Sanbro, Nantıo, Tr.3080 Özdemir Bey, Tr.6149 SA, AS.508, AS.615, AS.6310, MO70, Isera, Super 25, Istranca, P.64A95 ve P.64A12 (Orabanşın etkili olduğu bölgelerde), P.6433, ve P.6482 dir. Bunlar yağlık ayçiçeği çeşitleridir. Bunların dışında iri taneli çerezlik çeşitlerde mevcuttur ve ülkemizde ekimleri yapılmaktadır.
Ayçiçeği tarımında seçeceğimiz çeşit ne olursa olsun, kullanacağımız tohum kaliteli (sertifikalı) olmalıdır. Genelde ayçiçeği ekimi havalı mibzerlerle yaygın olarak yapılır hale gelmiştir. Bu nedenle, tohumların çimlenme oranları yüksek olmalıdır.

Ekimi yapılacak tohumlarda şu özellikler olmalıdır;
a) Taze olmalı
b) Çimlenme ve sürme gücü yüksek olmalı
c) Tohumlar ilaçlanmış olmalı
d) Hastalıklarla bulaşık olmamalı
e) Çeşit karışığı olmamalıdır.

2.7. Ekim

Ayçiçeği tohumlarının çimlenebilmesi için toprak sıcaklığının minimun 8-10 oC olması gerekmektedir. Toprak sıcaklığı arttıkça tohumun çimlenme ve sürme hızı da artmaktadır. Bu nedenle ekim zamanında toprak sıcaklığının 12 oC olması istenir. Bu nedenle, ekim zamanını belirlemede, toprak sıcaklığı önemli bir faktör olmaktadır. Toprak sıcaklığı, tohumun çimlenebileceği dereceye ulaştığında, ne kadar erken ekim yapılırsa, verim, o nispette yüksek olmaktadır. Bu nedenle, ekimde geç kalınmamalıdır. Çukurova bölgesinde sulanmayan taban arazilerde Ayçiçeği için en uygun ekim zamanı; Şubat sonu – Mart ayının ilk yarısı dır. Bölgemizde Mart ayı sonuna kadar ekim bitirilmelidir. Ekimde geç kalınır ise verim çok düşmektedir. İkinci ürün Ayçiçeği tarımında, ekimlere Temmuz ayının 15′inden sonra başlanılmalı ve ay sonuna kadar bitirilmelidir.
Ayçiçeği ekimi makinayla yapılmaktadır. Tohum fiyatları pahalı olduğu için, genellikle havalı mibzerler kullanılmaktadır. Ancak, bazı yörelerde normal mibzerlerle ekim yapılmaktadır. Ekimde sıra arası mesafesi 65-70 cm olarak tutulmakta, sıra üzeri ise 30-35 cm arasında değişmektedir. Tohum iriliğine bağlı olarak normal mibzerlerle dekara 1.5-3.0 kg tohum kullanılmaktadır. Havalı mibzerlerle yapılan ekimlerde ise 500-700 gr/da tohum yeterli olmaktadır. Havalı mibzerlerde çıkış sonrası seyreltmeye gerek yok, normal mibzerlerde çıkış sonrası seyreltme zorunludur. Kuru koşullarda dekara 4500-5500 bitki, sulu koşullarda ise dekara 5000-6500 bitki yeterli olmaktadır (Anonim,1992).
Toprak yapısına ve nemine bağlı olarak ekim derinliği değişmektedir. Normal koşullarda ayçiçeğinde ekim derinliği 4-6 cm arasında değişmekte, toprak nemi derinlere kaçmış ise, ekim derinliği 7 cm’ye kadar çıkarılabilmektedir.

2.8. Bakım

Ayçiçeği tohumu, uygun koşulların oluşması ile ekimden 10-15 gün sonra çimlenerek toprak yüzeyinde genç bitkiler oluşur. Çevre koşullarının uygun olması halinde bitkiler gelişmelerini hızla sürdürürler. Bitkilerin büyüme ve gelişme süreleri boyunca gerekli bakım işlerinin zamanında ve tekniğine uygun olarak aksatılmadan yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde ayçiçeğinden beklenen verim alınamaz. Ayçiçeği tarımında bakım işleri; Çapalama ve yabancı ot kontrolü, seyreltme, sulama, hastalık ve zararlılarla mücadeledir.

Çapalama ve Yabancı Ot Kontrolü: Ayçiçeği bitkisi ilk gelişme döneminde yabancı otlardan fazla etkilenmekte ve zarar görmektedir. Bu nedenle, yabancı otlarla mücadeleye erken dönemde başlanılmalıdır. Bitkiler toprak yüzeyine çıkıp, 10-12 cm boylandığında (4-6 yapraklı dönemde) ilk çapa, bitkiler 25-30 cm boylandığında ise, ikinci çapa yapılmalıdır. İkinci çapayla birlikte boğaz doldurma da yapılmaktadır. Ayçiçeği bitkisi saçak köklü olduğu için, çapalama derin yapılmamalıdır (10 cm’den derin olmamalıdır). Üst gübreleme (N) yapılacaksa, ikinci çapa ile birlikte verilmelidir. Bitkiler 40 cm’ye ulaştığında çapalama işlemine son verilmelidir. Özellikle kurak bölgelerde buharlaşma ile su kaybını önlemek için, sık sık çapalama yapılmalıdır. Ayçiçeği tarımında 2-3 çapa yeterli olmaktadır.
Ayçiçeği tarımı yapılan bölgelerde, Köpek üzümü, Şahtere, Kazayağı, Çoban çantası, Horoz ibiği, Çoban değneği, Yabani semizotu ve Dikenli pıtrak gibi yabancı otlar zararlı olmaktadırlar. Ayçiçeği tarlalarında sorun olan yabancı otlar çapalama ile yok edilebildikleri gibi, herbisitler kullanılarak da kontrol edilebilmektedirler. Ayçiçeği tarımında kullanılan herbisitler;

Challange 600 (Aclonifen): Ekim sonrası 200-300 cc/da dozunda uygulanır. Yabani hardal, Sirken, Horozibiği, Serçe dili, Ballıbaba, Yavşan otu, Yapışkan otu, Gökbaş, Papatya, Yabani turp ve Darıcan gibi yanancı otlara etkili olur.

Trifilin (Trifluralin): Ekim öncesi 150 – 200 ml/da dozunda toprağa uyğulanır ve 5-7 cm derinliğe karıştırılır. Kazayağı, Horozibiği ve dar yapraklı yabancı otlara karşı etkili olmaktadır.

Gesegard (Prometryne): Ekimden hemen sonra, tarla yüzeyine 300 ml/da dozunda uygulanır. Kazayağı, Çoban çantası, Horoz ibiği ve Yabani semizotu gibi yabancı otlara karşı etkili olmaktadır.

Linurex (Linuron): Ekimden hemen sonra tarla yüzeyine 250 ml/da dozunda uygulanır. Köpek üzümü, Şahtere, Kazayağı, Çoban çantası, Horoz ibiği ve Yabani semizotu gibi yabancı otlara karşı etkili olur.

Formula Super (Qualazop-p-etil): Çıkış sonrası tarla yüzeyine 100 cc/da dozunda uygulanır. Dar yapraklı yabancı otlara etkili olur.

Ayçiçeği bitlisinde büyüme ve gelişmenin normal olabilmesi için sıra üzerinde bitkilerin belirli mesafelerde olmaları gerekmektedir. Ekimin üniversal (normal) tipi mibzerlerle yapılması halinde, sıra üzeri mesafeleri ayarlanamaz. Bu nedenle, bitkiler 10-15 cm olduğunda seyreltme yapılmalıdır. Havalı mibzerlerin kullanılması halinde, seyreltmeye gerek yoktur. Sıra üzeri mesafesi istenildiği gibi ayarlanabilmektedir.

Sulama: Ayçiçeği bitkisi kuraklığa oldukça dayanıklıdır. Ancak, sulu koşullarda yetiştirildiğinde önemli verim artışları elde edilmektedir. Ayçiçeği bitkisinin suya en fazla ihtiyaç duyduğu dönem, tabla teşekkülünden, çiçeklenmeye kadar geçen dönemdir. Özellikle çiçeklenmeden 20 gün önce ve çiçeklenmeden sonraki 20 günlük dönem su tüketimi bakımında ayçiçeği için çok kritik bir dönemdir. Bu dönemde bitki susuzluk stresine sokulmamalıdır. Yağışın yeterli olduğu (yıllık 600 mm ve bahar yağışı 400 mm) bölgelerde sulamaya gerek duyulmamaktadır. Ancak, yağışın yeterli olmadığı bölgelerde sulama yapılmalıdır. Sulama ile % 50 ve daha fazla oranlarda verim artışları elde edilebilmektedir. Bölgenin ikili ve toprak koşullarına göre ayçiçeğinde 3-4 sulama yapılmaktadır. Ayçiçeğinde ilk sulama tabla teşekkülünde, ikinci sulama çiçeklenme döneminde ve üçüncü sulama ise süt olum döneminde yapılmalıdır.
Ayçiçeğinde sulama, karık usulü yapılmaktadır. Özellikle son çapalamada, lister tipi çapalar kullanılarak boğaz doldurma ve karık oluşturma birlikte yapılmalıdır. Sulama sonrası tarlada su bırakılmamalıdır.

Hastalık ve Zararlılarla mücadele: Ayçiçeği bitkisine arız olan ve zarar meydana getiren önemli zararlılar şunlardır;

Makaslı Böcek (Lethrus brachiicollis Fairm.):Trakya bölgesinde yayğın olatak bulunur. Erginleri, fideleri çimlenme döneminde kök boğazından keserek zarar verirler. 1 m’2 alanda 2-4 ergin görüldüğünde ilaçlamaya başlanılmalıdır. İlaçlama tüm tarlaya yapılabildiği gibi, yalınızca bu zararlının topraktaki deliklerinin ağzına da yapılabilir.

Çayır Tırtılı ( Laxostege sticticalis L.): Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinde yaygın olarak bulunmaktadır. Bitkinin yapraklarını, tomurcuk ve çiçek yapraklarını yemek suretiyle zararlı olurlar. Zamanında mücadele yapılmaz ise, bitkinin tüm yapraklarını yerler. 1 m’2 de 7-8 tırtıl görüldüğünde ilaçlama yapılmalıdır.

Salyangoz ( Helix figulina ): Özellikle, çimlenme döneminde yağışı bol olan bölgelerde (Çukurova bölgesinde), genç fideleri keserek zarar vermektedirler. Salyangozlar geceleri ortaya çıkarlar ve zararlı olurlar. Mücadelesi oldukça zordur. Zamanında önlem alınamaz ise, çok fazla zarar meydana getirmektedirler. Zehirli kepek veya üsten kaplama ilaçlama önerilmektedir.

Kuşlar: Ayçiçeği tarımında en önemli sorunlardan biri de kuş zararıdır. Tabla üzerinde tohumlar olgunlaşmaya başladığında kuşlar tarafından yenilmek suretiyle büyük zararlar meydana getirilmektedir. Genellikle sabah 5-6 ile akşam üzeri 7-8 saatleri arasında fazla zarar meydana getirmektedirler. Kuş zararına karşı ne şekilde önlem alınırsa alınsın, fazla etkili olunamamaktadır. Ancak, zarar derecesini azaltmak için şu önlemlerin alınması önerilmektedir;
Kültürel önlemler: Bunun için, yerleşim alanlarına ve ormanlık alanlara yakın bölgelere ayçiçeği ekilmemelidir. Tablası aşağıya doğru sarkık çeşitler tercih edilmelidir.
Mekanik önlemler: Ayçiçeği tarlası içerisinde kuşları kaçıracak yüksek sesli gürültü oluşturmak. Bunun için belirli aralıklarla top sesi çıkaran ve tüple çalışan aletler kullanılmalıdır.
İlaçlı mücadele: Çiçeklenme dönemi sonunda bitkiler üzerine özel hazırlanmış ilaçlar püskürtmek suretiyle kuşlar yok edilmektedir (Avitrol-99S). Ayrıca, pis koku yaymak suretiyle kuşları kaçıran kimyasal ilaçların kullanılmasıdır .

Yukarda sayılan bu zararlılar dışında; Bozkurtlar (Agrotis spp.), Çizgili yaprak kurdu (Spodeptera exigua Hbn.), Yeşil kurt (Heliothis spp.) ve Kırmızı örümcek (Tetranychus spp.) gibi zararlılarda, ayçiçeği bitkisinde zarar meydana getirebilmektedir.

Mildyö veya Köse Hastalığı (Plasmopara halstedii Farl.): Ülkemizde ayçiçeği tarımı yapılan tüm bölgelerde görülen ve epidemi yaptığında önemli verim kayıplarına neden olan bir hastalıktır. Hastalık etmeni tohumla ve toprakla taşınır. Hastalık etmeninin tohumla bulaşık olması halinde, yani, erken dönemde hastalığa yakalanmış olması halinde (tohumun çimlenmesinden, dört yapraklı olduğu devre) , fideler zayıf gelişir, genç bitkilerin yaprakları kurur ve bitki kısa sürede ölür. Bunun nedeni, hastalık etmeni mantarın, bitkinin iletim demetlerine girerek tüm bitkiye yayılması ve daha sonra da iletim demetlerini tıkamasıdır. Bitkilerin hastalığa ileri dönemlerde yakalanması halinde (8-10 yapraklı dönemde), bitkiler bodurlaşır, gövde ve yapraklarda sertleşme, gevrekleşme meydana gelir. Ayrıca, bitkide çiçek açmaz veya yukarıya bakan ve tohum oluşturmayan tablalar meydana getirir. Hastalık etmeni yaprakların alt kısımlarında beyaz bir örtü halinde çıplak gözle görüle bilmektedir. Bu hastalığa karşı mücadelede; Hastalıklı bitkilerin erken devrede görülmesi halinde sökülerek tarladan uzaklaştırılmalı, genç bitkiler, bakırlı ve organik fungisitlerle koruyucu olarak ilaçlanmalıdır. Dört yıllık ekim nöbeti uygulanmalıdır ve dayanıklı çeşit ekilmelidir.

Gövde ve Tabla Çürüklüğü Hastalığı (Sclerotinia scleretiorum Lib.):Ülkemizde yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Tohumla ve toprakla yayılır. Özellikle tabla enfeksiyonları, çiçeklenmeden sonra yağan fazla yağmurlardan sonra, topraktaki skleroitlerin çimlenip meydana getirdiği sporların havadan taşınması ile oluşmaktadır. Tablaya yerleşen hastalık etmeni, kısa sürede tablanın çürümesine neden olmaktadır. Hastalığın bitkideki ilk belirtileri, yaprakların hafifce sararması ve daha sonra bitkinin tümünün hızla solması ve kuruması şeklinde görülür. Bu hastalığa karşı mücadelede; temiz tohum kullanılmalı, dayanıklı çeşit ekilmeli, ekim nöbeti uygulanmalı ve taban arazilerde aşırı sulamadan kaçınılmalıdır.

Pas Hastalığı (Puccinia helianthi Schw.): Ülkemizdeki tüm ayçiçeği üretim alanlarında görülen bir hastalıktır. Ancak, verim üzerine fazla olumsuz etkisi yoktur. Pas; yapraklar üzerinde tarçın renkli püstüller halinde görülür. Bu püstüller mantarın yazlık sporlarıdır. Şiddetli enfeksiyonlarda pas, gövde ve tabladaki koruyucu yapraklar üzerinde de görülür. Bu hastalık, konukçu bitkilerden, ayçiçeğine taşınırlar ve bitkiyi hastalandırırlar. Genellikle, Ağustos ayında ortaya çıkarlar. Hastalıkla bulaşık bitkiler zamanından önce olgunlaşır ve tohumlar cılız kalır. Mücadelesinde; dayanıklı çeşit ekilmeli, konukçu bitkiler ilkbaharda derhal tarladan uzaklaştırılmalı ve hastalığın yağın olarak görüldüğü bölgelere ertesi yıl ayçiçeği ekilmemelidir.

Bu sayılan hastalıklar yanında, ayçiçeğine arız olan ve zarar meydana getiren çok sayıda hastalık etmeni vardır. Bunlar; Solğunluk hastalığı (Verticillium dahliae Klebahn), Yaprak leke hastalığı (Alternaria helianthi, Septoria helianthi ve Pseudomonas syringae), Tabla çürüklüğü (Botrytis cinerea Pers. ve Rhizopus sp.), Çökerten hastalığı (Phthium ophanidermatum, Fusarium moniliforme, Rhizoctonia solani), Foma (Phoma oleracea), Kömür çürüklüğü (Macrophomina phaseoli), Virus hastalıkları (Mozaik V., Ringspot V.) ve Mikoplazma hastalığı (Aster yellow) dır.

Orobanş (Orobanche cumana): Ayçiçeği bitkisine arız olan ve zarar meydana getiren bir parazittir. Orobanş; Canavar otu veya Verem otu olarak bilinir. Orobanş bitkisine ait tohumlar çimlenerek ayçiçeği bitkisinin köklerine musallat olur ve bitki öz suyunu emerek bitkinin gelişmesini engellerler. Özellikle, bitki öz suyunu emerek yaprakların solmasına, dolayısıyla bitkide fotosentezin azalmasına veya durmasına neden olurlar. Kurak koşullarda Orabanş zararı daha fazla olmaktadır. Orabanş nedeniyle % 60-70 verim kaybı meydana gelmektedir. Kurak koşullarda orobanşın etkisi daha fazla olmaktadır. Topraktaki yoğunluğuna göre her ayçiçeği bitkisine 3-4 , bazen 20-30 orobanş arız olmaktadır. Mücadelesinde; Orobanş tohumla çoğaldığı için, tarlada orobanş bitkileri görüldüğünde, tohumları dökülmeden söküp atılmalı, uzun süreli ekim nöbeti uygulanmalı ve ekim nöbetine; bakla, bezelye, domates, tütün, yonca, fiğ ve haşhaş gibi orobanş’dan etkilenen bitkiler sokulmamalıdır. Ayrıca, orobanşa dayanıklı çeşitler ekilmelidir.

Bir önceki yazımız olan Ayçiçeği Yağı Üretimi ,Faydaları ve Üreticileri başlıklı makalemizde Ayçiçek Yağı ve Üretim Miktarı hakkında bilgiler verilmektedir.

Advertisement